menü


Sayı-47 : Mart 2012

Ülke insanı, çeyrek asırdır sürekli ve hızlı bir değişim sürecinden geçiyor. Son on senedir bu süreç, zihinsel bir değişime evrilmeye başladı. Dünyadaki değişimin bu evrilmede büyük etkisi var. Mevlana’nın pergel metaforu bu değişimde önemli bir yer tutuyor. Bir ayağımız dünyayı gezerken diğer ayağımız sabit bir yerde durmalı. Çünkü pergelin iki ayağı birden hareket ederse, ortaya şekil çıkmaz. Gezen ayak, evrensel değerlerdir, sabit ayak ise kendi değerlerimizdir. Bu aynı zamanda şu anlama geliyor: Kendimiz kalarak değişmek… Bu zihinsel değişimin dergiciliğe yansımaları henüz belli ve sınırlı bir düzeyde oluyor. Dünyadaki ve ülkemizdeki değişimi edebiyat dergilerinin büyük çoğunluğunun okuyamadığını söylememiz gerekiyor. Dergiler ne yapıyorlar veya dergilerin ne yapması bekleniyor? Demek istediğimiz şu: Yarım asır önce çıkan dergilerin konseptleri ile günümüzde çıkan birçok dergi bulmak mümkün… Ya ayakları yere basmıyor ya da elindekileri iki kapak arasına sıkıştırıyorlar. Yeni çıkan bir derginin büyük laflar yaparak çıkması, bu geleneğin bir tezahürüdür. Oysa edebiyat mezarlığı, bu tür büyük laflarla çıkan körpe dergilerle doludur. Onların mezar taşlarına bakınca insanın Yunus gibi “yanar içim göynür özüm” diyesi geliyor. Eldekileri iki kapak arasına sıkıştırıp okura servis yapmanın zamanı da geçti; en azından bu anlayış taşra dergiciliğinde kaldı. Dergilerin en büyük çıkmazlarından biri de bir ekip yetiştirememesi… Ekip yetiştirmek için ekiple hareket etmek gerekir. Çoğunluğu “hanedan dergisi” olan böyle bir ortamda nasıl ekip yetişsin? Ayrıca bu ekibi kim yetiştirecek? Herkes kendisi gol atmak istiyor. Defansı önemseyen yok. Teknik direktörlük zaten hak getire… “El âlemin avutamadığını ben mi avutacağım, oturur iki satır bir şey yazarım.” zihniyeti hâkim… Bir dergi birkaç sayıda bir dosya yapmıyorsa, yılda bir özel sayı yayınlamıyorsa, yeni kalemlere sayfalarını açmıyorsa sadece ahbap çavuş ilişkisiyle gurur duyabilir. Günümüz dergiciliğinin ve edebiyatının, edebiyat kanonlarına hiç ama hiç ihtiyacı yok. Temrin, bütün bu olan bitenlerin dışında kalmasını bildiği için önemseniyor. Bu sayıdaki isimler ve oylumlu yazılar bunun bir göstergesidir. Cemre toprağa da düştü. Gayri ısınma vakti. Elinizdeki sayının yazıları bu görevi hakkıyla yerine getirecek. Hele şiirler! Onlar bahar esintisini ruhlarınızda bütün varlığıyla hissettirecekler.

Sayilar



duyurular

Temrin Dergisi'nin Mart-Nisan Sayısı çıktı... Derginin basin bültenini okumak için tıklayınız

Temrin Dergisi okurlarına müjde! Dergimizin ilk sayilarinda yayinlanan yazilari internet sitemize ekledik. Okumak için tıklayınız

Temrin Dergisi`ni seçkin kitapevlerinden alabilirsiniz. Temrin Dergisi`ni temin edebileceginiz bayilerin listesini görmek için tıklayınız


son sayı



ziyaretçi sayısı




ferfir