menü


Hakkımızda

Temrin dergisi, Mayıs ayında yayınlanan ilk sayısıyla yayın hayatına ve okuyucularına "merhaba" demiş bulunuyor. Her "merhaba", hayata dair bir ümittir; ayağa kalkmak ve ayakta durmak istemektir.

Edebiyatın her devirde insan ruhunu okşayan bir yanı var. Her dergi, Cemil Meriç'in ifadesiyle "hür tefekkürün kalesidir." Bundandır ki her derginin mutlaka söylediği/söyleyeceği bir şey vardır. "Gök kubbe altında söylenmemiş söz yoktur." denir. Bu cümle bir açıdan bakınca doğru… İfadenin işaretlediği manaya diğer taraftan bakınca şu karşımıza çıkar: "Yeni söz söylemek kadar, farklı tarzda söylemek de önemlidir." Aslında söylenenler, aşağı yukarı aynıdır da söyleyiş şekli farklıdır.

Mevlana: "Dün, dünle geçip gitti cancağızım! Şimdi yeni şeyler söylemek lâzım." diyor. Bu söz, başlı başına bir sanat ve estetik dünyayı işaretliyor. Aynı şeyleri söylemenin bir orijinalitesi yoktur. Orijinal olan, ya yeni bir şey söylemektir ya da farklı bir üslupla söylemektir. Bu dergi, bu düsturu ilke edinerek yola çıkıyor. Yani ya yeni bir şey söyleyecek ya da farklı bir tarzda söyleyecek. Eskimeyen bazı konular var ki onlar, dünya durdukça konuşulacaktır. Onların vakti geçmez çünkü... Yapılması gereken aynı konuyu, farklı bir üslupla ele almaktır.

"Temrin" kelimesi, "alıştırma, uygulama, egzersiz yaptırma" gibi anlamlara geliyor. Arapça asıllı bir kelime bu… Dergi, usta kalemlere yer verirken yeni kalemleri de edebiyatımıza kazandırmayı hedefliyor. Bu bir bakıma "usta-çırak" buluşması demek… Başka bir deyişle "temrin"lerle adım adım edebiyatın merkezine doğru yol almak… Her alanda olduğu gibi edebiyatta da ustalaşmanın sırrı sürekli "temrin"lerde saklıdır. Düzenli spor yapmak, düzenli okumak, düzenli yazmak, düzenli düşünmek hep birer "temrin", hep birer "uygulama", hep birer "meşk", hep birer "alıştırma"dır.

Otuz seneyi aşkın zamandır ayakta duran edebiyat dergilerinin varlığı bizleri ümitlendiriyor. Ne var ki ülkemizin, "edebiyat dergileri" konusunda bir mezarlık veya çöplük hâline geldiğini de söylemeliyiz. Edebiyat meraklısı birkaç "kafadar"ın çıkardığı, birkaç sayı ancak devam edebilmiş edebiyat dergisi o kadar çok ki... Bugün hâlâ birçoğu taşrada olmak üzere, "edebiyat seçkisi" adı altında çıkan birkaç sayfalık o kadar çok dergi var ki… Bunların her biri kendince bir şey söylemek için yola çıktılar. Hepsinin heybesinde bir şeyler var. Kimisi tarihe not düşmek, kimisi edebiyata, şiire, sanata ve estetiğe dair bir şeylere dikkat çekmek için nefes alıp veriyorlar. Hepsi de kendine göre küçümsenemeyecek bir gayret içinde… Hepsi de takdiri hak ediyor. Her biri kendi kaderini yaşıyor. Aslında her biri, insanoğlunun biraz da ebedileşme arzusunun tezahürü… Çünkü insan ebede namzettir; ebediyeti arzulayan bir varlıktır. Faniliğin içinde bile ebediyeti aramaktadır. Onun ruhunun derinliklerinde var olan bu arzu, farklı tezahürlerle kendini göstermektedir. Bu tezahürlerden birisi de edebiyat ve sanattır.

Bizden önceki kuşağın ustalarla bir araya geldiği "küllük/çınaraltı" gibi mekânlar, bugün artık yok. Çağın baş döndüren teknolojisi ve hızla akan hayat, ustaların yenilerle buluşmasına engel oluyor belki de... Günümüzde edebiyat artık bu tür mekânlar yerine yayın organlarında konuşuluyor. Bu anlamda her edebiyat dergisi, aynı zamanda tarihe not düşme demek...

Yazıyı önemseyen, "oku" emrini en geniş anlamıyla hayatının merkezine alan insanların, yüceltmeyi ve süreklilik kazandırmayı hedeflediği bu dergi, edebiyatımıza yeni yetenekleri kazandırabilirse kendini bahtiyar sayacaktır. Heyecan, içtenlik ve özveri duygularının karışımından doğan bu girişimin, edebiyatımıza yeni bir soluk getirmesini diliyoruz.

Ana Sayfa



duyurular

Temrin Dergisi'nin Mart-Nisan Sayısı çıktı... Derginin basin bültenini okumak için tıklayınız

Temrin Dergisi okurlarına müjde! Dergimizin ilk sayilarinda yayinlanan yazilari internet sitemize ekledik. Okumak için tıklayınız

Temrin Dergisi`ni seçkin kitapevlerinden alabilirsiniz. Temrin Dergisi`ni temin edebileceginiz bayilerin listesini görmek için tıklayınız


son sayı



ziyaretçi sayısı




ferfir